Arama:

MAHVÎ (1047/1637 DOĞUM-1127/1717 VEFAT)
Süleymâniyye Câmi‘i şeyhi iken ârzû-yı hacc-ı şerîfle beytinden hurûc edip tarîk-i Hak’da muhâceret esnâsında Şâm-ı cennet-meşâmda intikâl eyleyen Şeyh ‘Îsâ Efendi hidmetleridir. ‘Azîz-i vâlâ-cenâb-ı merkûm Anatolu kuzâtından Geredeli Sukûkî ‘Alî Efendi merhûmun mahdûm-ı sa’âdet-mersûmu olup bin kırk yedi târîhinde Gerede’de Sarıkâzîlar-nâm karyede vücûda gelip ba’dehû Kostantıniyye’ye hicret edip ‘ulemâ-i kirâmın meclis-i ifâdelerine vusûl ve meşâyih-i Halvetiyyeden Bolbolcu-zâde Şeyh ‘Abdü’l-kerîm Efendi merhûmdan inâbet edip ‘ulûm-ı zâhiresi gibi ‘ulûm-ı bâtınayı tahsîle meşgûl olup bu hâl üzre tasfiye-i bâtına iştigâl üzre iken bin yetmiş altı senesi hilâlinde Orta Câmi‘i va’ziyyesiyle iclâl olunup toksan beş Rebî’ü’l-âhirinde Tercemân Yûnus Zâviyesine bast-ı seccâde-i irşâd ve yüz beş Cumâdâ-yı âhiresinde Sultân Selîm meşîhati ile rıf’at-i kadrleri müzdâd olup yüz yigirmi Cumâdâsında ebu’l-feth Sultân Mehemmed Han Câmi‘-i şerîfi şeyhi olup yüz yigirmi iki Rebî’inde Sultân Bâyezîd-i Velî Câmi‘-i şerîfi meşîhati ile muhterem ve sene-i merkûme Şevvâlinde Süleymâniyye Câmi‘-i şerîfi meşîhatine nakl buyurulup bin yüz yigirmi yedi Receb-i şerîfinde cânib-i Mekke-i mükerremeye ‘azîmet ve taraf-ı devletden izn ile hacc-ı şerîfe fâyiz-i ruhsat olup Şâm-ı cennet-meşâmma vusûllerinde sene-i merkûme Ramazânının yigirmi ikinci günü bu ‘âlem-i fânîden göçüp rıhlet ve ol makâm-ı mübârekde Sâlihiyye-nâm
mahalde şeyh-i ekber misk-i ezfer Muhyi’d-dîni’l-’arabî rahmetu’llâhi ‘aleyhin türbe-i şerîfelerinde defn olundular. Ecille-i meşâyih-i kirâmdan zâhir ü bâtını ma’mûr bir gencîne-i mestûr idi. Kuvvet-i kudsiyye-i zühd ü takvâ ile her bâr ‘arş-ı ‘irfâna ‘âric ve ‘ibâdet u tâ’âti tavk-ı beşerden hâric bir vücûd-ı velâyet-meşhûd ve va’z u sohbetinde ‘azîm te’sîr var bir pîr-i rûşen-zamîr idi. ‘İlm-i ledünnî olan lisân-ı tasavvuf üzre te’lîfât-ı kesîresinden gayrı ‘ilm-i zâhirde fenn-i nahvde Müfîdü’l-İ’râb-nâm bir latîf vü nâzik mecmû‘ası vardır. Cümle-i ma‘ârifinden fazla Mahvî mahlası ile ilâhiyyâtı vardır. Bu ilâhî-i şerîf anlarındır.
İlâhî
Bulmak dilersen dâ’im sa’âdet cân ü gönülden Allâh’a yalvar
Gafletde kalma eyle ‘ibâdet cân ü gönülden Allâh’a yalvar
Aldanma zinhâr fânî cihâna takvâ vü zühdü kût eyle câna
Uçmak dilersen bâg-ı cinâna cân ü gönülden Allâh’a yalvar
Kaldır dilinden kesret hicâbın sırrında oku vahdet kitâbın
İçmek dilersen vuslat şarâbın cân ü gönülden Allâh’a yalvar
Yoklukda yokla ma‘nâ-yı Mahvî maksûdı anla sarf ile nahvi
Merdûd-ı râh ol gel iste sahvı cân ü gönülden Allâh’a yalvar
Ve lehû
Sivâ efkârının cündü gönül mülkün harâb etdi
Elim al düşmüşem kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım
Emel ârzûsunun odu yakıp bagrım kebâb etdi
Elim al düşmüşem kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım
Hulûs üzre ‘ibâdetde teveccüh eylesem sana
Gelir kalbe sivâ fikri komaz hergiz beni bana
Dilimde kuvvetim yokdur cevâbın vermege ana
Elim al düşmüşem kaldır meded Mevlâ-yı Rahmân’ım

  1. yy’ın sonlarına doğru yapıda (Molla Fenari Camii) bazı değişiklikler yapılmıştır. Daha önce zaviyeye çevrilen manastır odalarından bir kısmı ve caminin bir bölümü tekke haline getirilmiştir. 17. Yy’ın sonları ile 18. yy’ın başlarında yaşayan, caminin imamı Gerede’nin Sarıkadı Köyü’nden olan Şeyh İsâ el-Mahvi, manastır hücrelerinde bir değişiklik yaparak odaları Halveti zaviyesine dönüştürmüştür. Cami Fenâri İsâ adını, ulemâ olan Fenarizadelerden ve bu caminin imamı olan Şeyh İsâ’dan almaktadır.

KAYNAK

http://www.birinciavsarkoyu.com/

Paylaş