Arama:

Coğrafi Konum

Batı Karadeniz´de Bolu´nun doğusunda 1255 km² yüzölçümü sahip Gerede, Kızılcahamam, Çamlıdere, Çerkeş, Eskipazar,   Dörtdivan,   Mengen, Yeniçağa ilçeleriyle sınır komşusudur. İç Anadolu Bölgesi´nin Bati Karadeniz´e geçidi konumunda 1300 m. yükseklikte ormanlık dağlarla çevrili ova şeklindedir

Bati Karadeniz iklim kuşağı içersinde kışlar soğuk ve bol yağışlı, yazlar serindir. Çam kokulu temiz havası, güzel suyu ve tabii güzellikleriyle bol güneşli bir atmosfere sahiptir. Çam, köknar, kayın, meşe, kavak gibi orman ağaçları ile yer yer bodur ağaçlar mera ve otlaklar görülür.

Tabii Güzellikler

Mesire Yerleri Tabii güzellikleri ile ormanla iç içe olan şehrimiz tertemiz havası pırıl pırıl gökyüzü ve çam kokuları ile son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin ve kamp yapmak isteyen spor kulüplerinin ilgi odağı halindedir.

ESENTEPE

Esentepe´de, yeşil yemyeşil, mavi masmavi ve beyaz bembeyazdır. Esentepe´de yaz mevsimi kışı, kış mevsimi yazı kıskanır. Şehrin 1. km kuzeyinde 1300m. yükseklikte benzeri bulunmayan bir tabiat güzelliğine sahip ve tüm ilçeye hakim manzarası olan Esentepe mesireliğinde yaşları yüzyılları aşan çam ve köknar ağaçlan sadece buraya has bir görünüm koku ve güzelliktedir. Bilhassa yaz mevsiminde piknik yapanlarla dolup taşmaktadır. Doğal yapı bozulmamıştır, çevre temizdir. Eski adi Ramazan Dede olan bu eşsiz güzellikteki tepeye, Atatürk devamlı esen rüzgârı nedeniyle Esentepe ismini vermiştir. Esentepe´de yaşları yüzyıllara varan çam ağaçları sadece buraya has bir görünüm ve güzelliktedir. Yazın piknik, gezi, kros, çim kayağı, kış mev­siminde kış sporlan yapılır.

Tabii halinin ve ağaçların korunduğu, son zamanlara kadar kozalaklarının dahi toplanmayıp toprağa karıştığı Esen­tepe´de bastığınız her yeşil çim otlarının altında yumuşacık bir toprak yapısına sahiptir. Mini Marmara denizi şeklindeki havuzuyla belediye çay bahçesi, nostaljik kir lokantası ve üç Yıldızlı Esentepe Turistik Oteliyle konuklarına huzurlu bir ortamda eğlence ve dinlenme imkânı sağlamaktadır. Futbol sahaları da profesyonel ve amatör futbol takımlarının çalışma sahaları olarak hizmet vermektedir.

YAYLALAR

Geredeliler,  yaz  mevsiminde, Hacı Veli 5. km, Seviller 7 km, Rumşah 8 km, Hasbeyler 13 km, Bucak 12 km    yaylalarına çıkarlar. Mesire amaçlı, dağ havasında, gürültüden uzak bir ortamda dinlenmeyi düşünerek yaylacılığı devam ettirmektedirler.

Yünlü Yaylaları şehrin güneyinde 20 km´lik mesafede Ankara D-100 karayolu üzerinde yemyeşil piknik alanlarına sahiptir.

Orman içi Mesire Yerleri

Kırklar, Demirpınar, Aşağı ve Yukarı Yağlıca, Ağalar Daği en çok misafir ağırlayan mesi­re yerlerindendir. Buralar or­man içindeki genelde buz gibi soğuk kaynak suları ve çeşmeleri bulunan mesireliklerdir.

Esentepe´nin kuzeyinde doğudan batıya devam eden Arkut sıradağları Gerede´de en yüksek noktasına ulaşır (1476m). Bu dağlar köknar ağaçları, kayın ve sari çam ağaçları ile yabani fındıklıklarla kaplıdır. Demirpınar mevkisi ve çevresi geyik koruma alanıdır. Dağ turizmi içinde yaylalar ve av sahaları çok elverişli durumdadır.

Esentepe ve Arkut Dağı´ndaki yaylalar, mesire alanları yazın yerli ve yabancı turistlerin dinlenme yerleridir

Tarihçe

“Gerede” adının ilkçağlarda kullanılan “Kratia”dan türediği bilinmektedir.Tarih içersinde FLAVİOPOLİS, GEREDİA, KRATYA, GERDİBOLİ, GERDÜPEBOLİ, GERDEPEBOLİ, GERDELE, GEREDE isimleri ile söylenmiştir. Kuruluşu ilk çağda Anadolu´da medeniyet kurmuş BİTİNYALILAR devrine dayanır. Sırasıyla Bitinyalılar, Frigyalılar, Lidyalılar, İranlılar, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar idaresinde varlığını devam ettirmiştir. Roma imparatoru 1.Theodosisus(Büyük) Bithynia ve Paphlagonia´nın bir bölümünü ele geçirdiğinde burada “Honorias Eyaleti” ni kurduğunda Flaviopolis Honorias´ın önemli kentlerinden biri oldu.

     Bizans İmparatorluğu zamanında İstanbul Patrikhanesine bağlı bir psikoposluk merkezidir. Orta çağda müslüman Türk´lerin eline geçmeden önce şehir merkezinin Keçi Kalesi diye bilinen yerde Bizans Hakimiyetinde olduğu bilinmektedir.

     Müslüman Türklerin eline geçtikten sonra bugünkü yerinde bir uç beyliği şeklinde yeniden kurularak Oğuz Türkleri ile iskan edilmiştir(1197). Günümüzde Kayı ön adlı köyleri hala varlıklarını devam ettirmektedirler. (Kayı, Kayıkiraz, Kayısopran, Salur, Afşar, Kösreli, …) Uç beyliği döneminde yarı bağımsız bir şekilde, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar´a bağlı olarak, Osmanlılar´a geçmeden önce de bir müddet müstakil beylik olarak yaşadı. I.Alaaddin Keykubat(1219-1237) zamanında Gerede Anadolu Selçuklu Devletini meydana getiren 21 eyaletten biri idi.

     Yıldırım Beyazıt Kastamonu´ya ilerlerken Gerede´yi Osmanlı topraklarına kattı (1395). O devirde Yıldırım Beyazıt tarafından Gerede´ye bir cami, bir hamam ve iki medrese yaptırılmıştır. Köprülüler devrinde de 2 Kervansarayın varlığı bilinmektedir. 1692 yılında Gerede, Bolu Sancağına bağlı subaşılık haline getirildi. 1812 yılında 19 kazanın birleştirilmesiyle Bolu-Safranbolu birleşerek mutasarrıflık kurulmuş ve Gerede bu yönetim içinde kaza merkezi olarak yer almıştır. 1864 yılından 1870 yılına kadar nahiyelik dönemi yaşadı. 1870 yılında Bolu Sancağına bağlı kurulan 5 kazadan biri de Gerede´dir. Nahiyeleri de Mengen ve Çağa´dır (Kastamonu Salnamesi, Devlet salnamesi).

     İbn-i Batuta Seyahatnamesinde Gerede´yi şöyle anlatır: ”Burası bir yayla eteğinde güzel ve büyük bir şehirdir. Çarşı ve caddeleri geniştir. Dünyanın en soğuk yerlerinden biridir. Ayrı ayrı mahallelere bölünmüş olup, her mahalle halkı kendi aralarında yaşar, öteki mahallelerle bir yakınlık kurmaya çalışmaz. ”

     Evliya Çelebi XVII.y.y.da Gerede´den geçmiş ve Seyahatnamesinde Gerede´yi şöyle anlatmıştır. “Gerede, Bolu sancağı hakinde subaşılıktır. 150 akçelik kazadur. Yeniçeri serdarı vardır. Şehir bir vasi ova içinde olup 100 adet tahta ve kiremit örtülü tarzı kaim hanesi vardır. 9 mahallesi, 10 mihrabı var. Çarşı içindeki cami güzeldir. 3 tekke, 1 hamam, 3 han, 200 dükkan, 7 kahvehanesi vardır. Cümle esnafından ziyade debbağ ve bıçakçısı vardır. Gerede göni ve sathiyanı meşhurdur. Abu havası latif yayla yerdir. Ahalisi gayet tendürüttür. Halkı ekseriya softa ve talebedir. Soğuğu pek çoktur. Efvah-ı nasta soğuk anılsa; Erzurum soğuğu beni Geredede bulun demiş, deyu darbumesel söylerler. Halkı zinde, mücessem, seci Türk taifesidir. 4 çevresi, cenubu Kenkırı şehrine varıncaya kadar mamur nahiyelerdir. 40-50 bin Etrak taifesi vardır. ”

     1810 yılında Morier isimli bir seyyah Gerede´ye uğramış ve “İran´a, Ermenistan´a, Anadolu´ya ve İstanbul´a Seyahat” eserinde şunları yazmıştır: ”Gerede büyük bir şehirdir, girişinde fazla miktarda deri fabrikaları (tabakhane) görülüyor. Dükkanlar ve pazarlar iyi görünüşlü Türklerle dolu. ”

     Gerede 1923 yılında vilayet olan Bolu´nun Düzce, Mudurnu ve Göynük ile birlikte 4 kazasından biri haline gelmiştir.

(Türkiye Atom Enerjisi Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. Cengiz YALÇIN´a belge için teşekkür ederiz.)

     Ankara´dan Kızılcahamam yolu ile İstanbul´a hareket eden Atatürk çam ormanları arasından geçen yol üzerinden 17 Temmuz 1936´da (Bolu 1998 yıllığında 1934 olarak geçmektedir) saat 12.00 sularında Gerede´ye ulaşmıştı.

     Bolu valisi Ali Rıza Bey yanında bir heyetle birlikte Gazi´yi il sınırında karşılamış, Gerede girişinde yollara halılar serilmiş halk sabahın erken saatlerinden itibaren bekliyordu.

     Mesire yeri olan Ramazan Dede´de hazırlıklar yapılmış ve yemekler hazırlanmıştı. Atatürk beraberindeki heyetle birlikte doğruca Ramazan Dedeye geldi ve şehir eşrafıyla birlikte öğle yemeği yedi. Din adamları ile sohbet eden Atatürk Gerede´den neşeli bir şekilde Bolu´ya hareket etti. Bu ara çam ağaçlarının altında esen rüzgarla serinlemiş olduğundan buranın adının “Esentepe” olmasının daha uygun olacağını da söylemişti. Atatürk´ün bu sözleri halk ve yöneticiler tarafından benimsenmiş ve o günden beri bölge “ Esentepe” olarak anılmaya başlamıştır.

Tarihi Eserler Ziyaret Yerleri

CAMİLER VE TÜRBELER

AŞAĞI TEKKE CAMİİ ve TÜRBESİ Seviller mahallesinde yer alır. Türbede metfun olan Halveti Şeyhlerinden Hacı Halil Efendi, Mustafa Efendi ve Mesut Efendi tarafından H.1259´da  (1844) yaptırılmıştır. 1957 yılında yeniden imar edilmiştir. Türbede kendileri metfundur.

YUKARI TEKKE CAMİİ VE TÜRBESİ

Kabiller Mahallesi´nde, Hicri 1267´de Abdullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Türbede Abdullah Efendi ve oğlu metfundur.

YILDIRIM BAYEZİT CAMİİ

Şehir merkezinde 1335´te Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış, 1944 yılı depremiyle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.

ŞEYH HÜSEYİN EFENDİ CAMİİ VE TÜRBESİ

Demirciler mahallesindedir. 1957de yeniden yapılmıştır. Cami bahçesindeki türbede Şeyh Hüseyin Efendi metfundur.

AŞAĞI OVACIK KÖYÜ CAMİİ

H. 1309 – M. 1891´de Mabeyn ser marangozu El Hac İbrahim tarafından yaptırılmıştır

DAGKARA KOYÜ CAMİİ VE ÇEŞMESİ

H.1231-M.1815 yılında Topaloğlu Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır

RAMAZAN DEDE YATIRI

Esentepe mesireliğindedir. 1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu´yu fethe çıkan Horasanlı akıncı Türklerinden Ramazan Dedenin küçük bir tepede bulunan kabri gelenler tarafından ziyaret edilmektedir

SAPANLI DEDE TURBESI

Rivayete göre Ramazan Dedenin uç kardeşinden biri veya onun gibi akıncılardandır. Sapanlı Urgancılar Köyünde türbe içinde metfundur.

ŞABAN DEDE MEZARI

Akıncı Türklerindendir.  Havullu Köyü güneyindeki çamlık tepede mezarı vardır.

GAZI DEDE MEZARI

Güney Demirciler Köyü Gaziler Mahallesi´ndedir. Akıncı Türklerindendir.

TARİHİ YERLER

KEÇİ KALESİ

Şehrin 5 km kuzeyinde Arkut Dağı tepesindedir. Tarihi İpek Yolu üzerinde bir konaklama yeri olan Gerede´nin geçmişinde önemli, bir yeri olan kale halen varlığını devam ettirmektedir. Bir Ortaçağ yapısı olan Keçi Kalesi tahminen M.S. 7. ile 13.-14. y.y.lardan kalma bir yapıdır. 1995´te aslına uygun olarak restoresi başlamış ve tamamlanmıştır.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tarihi eser olarak tescil edilmiştir

Bir düşman Saldırısı üzerine şehir halkı mal ve hayvanları ile kaleye sığınır. Etrafa ha­kim bir büyük tepe üzerine yapılmış olan kale Geredeliler tarafından uzun süre istilacı düşmana karsı savunulur. Düşman tabii yapı ve Geredelilerin izin vermemesi üzerine kale etrafına yerleşmiş ve kaleyi almak için gündüzleri saldırmakta fakat muvaffak olamamaktadır. Bu nedenle onlarda bıkkınlık meydana gelmiştir. Zamanla kalede yiyecek sıkıntısı başlar. Şartlar Geredeliler için ağırlaşmaktadır. Bir gece kaledeki tüm keçilerin boynuzlarına mumları takarak yakıp kalenin dışına salıverirler ve hayvanları düşman karargâhına sürerler. Düşman bir anda neye uğradığını şaşırır. Karanlıkta ellerinde ateşlerle çok büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanarak bozguna uğrayıp kaçışırlar, dağılıp giderler. Gerede­liler keçileri sayesinde istiladan kurtulmuştur. Hikâyeye göre kalenin ismi artik “Keçi Kalesi” olarak anılmaya başlar.

ASAR KALESİ

Bizans Döneminden önce olduğu söylenmektedir. İlçe merkezine yaklaşık 20 km. mesafede, Çağış, Akçaşehir, Ertuğral, Çalışlar Köyleri yolu  üzerinde kayalık bir te­pe üzerindedir. Tepenin doğu tarafına inşa edilmiş olan kalenin iç kısmında şimdi girişleri kapalı olan kaya içi odalar bulunmaktadır. Tamamen kayalık bir alan olan teperin kuzey ve bati yönleri doğal sur halindedir. Gerek yapı tarzı gerek hakkında aşağıda anlatılan hikâye kaleyi olduksa ilginç hale getirmektedir. Burası bu haliyle turistlerin ilgisini çekecek boyuttadır. çevreye hakimlik ve çevredeki mükemmel tabiat güzellikleri bilhassa fotoğraf meraklılarının ilgisini çekecektir.

Hikâyeye göre kalenin bulunduğu tepeyle, doğusundaki tepe arasında, Ulusu deresi altından bir geçitle bağlantı bulunmaktadır. Aslında halk bu küçük tepede kurulu şehirde yasamakta ve bir düşman saldırısı anında dere geçidi vasıtasıyla Asar Kalesi´ne çıkarak kendisini savunmaktadır.

Çağış – Akçaşehir -Çalışlar koy yolları üzerinde, Asarlık mevkiinde yerleşim kalıntıları mevcuttur.

KİLİSELİ TÜCCAR HANI

Kitirler  Mahallesinde iki katli olup alt kati hayvan barınağı, alışveriş merkezi ve kahvehane bölümünü üst katı ise konaklama odalarını kapsar. Binaya güneyde at arabası ye süvari girecek kadar geniş. bir kapıdan girilerek üstü açık büyük bir avluya geçilir. Avlu etrafında alt kat bati ve kuzey cepheleri taş, doğu cephesi  sütunlarla çevrili odalar halindedir. Doğu cephesindeki pencerelerden birinde bulunan (Hicri 1215 – Miladi 1800) tarihi hanin bu tarihlerde inşa edildiğini göstermektedir.

Tarihi ipek yolu üzerinde tüccar ve kervanların bir konak­lama yeri olan handa bir odanın doğu cephesindeki pencerelerden birinin kilit tasında bulunan hac buranın kilise olarak kullanıldığı fikrini vermektedir.

TARİHİ GEREDE HAMAMI

Yıldırım Beyazıt Ankara Savaşı sırasında buradan geçerken burada bir takim kişilerin tabak esnafı olduğunu görür ve şehre bir hamam ve camii yaptırır. Yıldırım Beyazıt zamanında yaptırılan hamam yıkılmış ve karşısında şu anda hizmet veren hamam yapılmıştır. Bu yapılar Gerede´nin Eski İpek Yolu olarak adlandırılan Bağdat yolu üzerinde bir konaklama yeri olduğunu göstermektedir. Yine Fuat Köprülünün  Köprülüler devrinde Gerede´de iki tane kervansaray olduğundan bahsetmesi bu görüşü desteklemektedir.

ÇALAR SAAT VE KULESİ

Şehir Merkezinde 1882´de Ahmet Usta tarafından yapılmıştır. Yıkılma tehlikesi geçirdiği için aslına uygun olarak 2005 yılında Belediye tarafından yeniden restore edilmiştir.

ÇOGULLU KOYU KEMER KÖPRÜSÜ

(H.12O7) Kesme tastan yapılmıştır. Yapı özelliğini korumaya devam etmektedir.

SALUR KÖYÜ KOPRUSU

Muhtemelen Çoğullu Köprüsü´nün yapıldığı yıllarda yapılmıştır. Fakat kendine has özelliği, sonradan yapılan beton ilave ile bozulmuştur.

SALUR KOYU MAĞARALARI

Eski insanları tasvir eden figür ve şekillerin var olduğu  anlatılmaktadır.

Ulaşım

Gerede´nin önemli karayollarının üzerinde bulunması nedeniyle ulaşımı son derece kolaydır. D-100 Uluslararası karayolu metropol ve turistik özelliğe sahip şehirlerden Ankara´ya 137 km., Bolu´ya 52 km, İstanbul´a 300 km, Zonguldak´a 140 km, Karabük´e 90 km mesafede kavşak konumundadır. TEM otoyolu şehrin güneyindedir. Ankara, İstanbul ve Bolu´ya muntazam otobüs seferleri mevcuttur.

Gerede´ye gidebilmek için Bolu Terminalinden Geredeliler Turizm ve Gerede-Bolu Seyahat´ten yer ayırtabilirsiniz. Ankara´dan Öz Bolu, Öz Gerede ve Bartın, Karabük, İstanbul otobüslerine binerek Gerede´ye ulaşmanız mümkündür. İstanbul´da Harem ve Esenler Terminallerinden Öz Bolu, Metro ve Ankara, Karabük otobüslerine binebilirsiniz.